Türkiye’nin güneybatısına özgü endemik Likya semenderleri, iklim değişikliği ve son yıllarda art arda yaşanan büyük orman yangınlarının ortak etkisiyle ciddi bir tehdit altında bulunuyor. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden (MSKÜ) Dr. Yasin İlemin’in de yer aldığı araştırma ekibinin yürüttüğü çalışma, uluslararası saygın bilim dergilerinden Ecology and Evolution (Q1)’de yayımlandı. Araştırma, yüksek emisyon senaryolarında bazı Likya semenderi türlerinin uygun yaşam alanlarının büyük bölümünü kaybedebileceğini ortaya koyarken, yangın sonrası habitat yönetiminin de türlerin geleceğinde belirleyici olacağına dikkat çekiyor.

Bilimsel çalışma yedi türün geleceğini değerlendirdi
Dr. Yasin İlemin, Türkiye’nin güneybatısında yaşayan yedi Likya semenderi türü ile bir hibrit soyun mevcut ve gelecekteki yaşam alanlarının iklim modelleri kullanılarak analiz edildiğini açıkladı. Araştırma sonuçları, küresel sıcaklık artışının devam etmesi halinde bazı türlerin uygun yaşam alanlarında yüzde 73 ile yüzde 96,5 arasında daralma yaşanabileceğini gösterdi. Çalışmaya göre iklim değişikliği yalnızca yaşam alanlarının büyüklüğünü azaltmıyor, aynı zamanda bu alanların coğrafi dağılımını da değiştiriyor. Gelecekte semenderlerin daha yüksek rakımlarda ve kuzeye bakan, serin ve nemli yamaçlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışacağı öngörülüyor.

İklim mikrosığınakları kritik önem taşıyor
Araştırmada, Göcek-Köyceğiz havzası, Köprülü Kanyon ve Sandras Dağı çevresi Likya semenderleri için en önemli iklim mikrosığınakları arasında gösterildi. Bu bölgeler, çevresine göre daha serin ve nemli koşullar sunarak iklim değişikliğinin etkilerini kısmen azaltabilecek alanlar olarak değerlendiriliyor. Ancak araştırmacılar, bu kritik habitatların önemli bir bölümünün mevcut koruma statüsüne sahip olmadığını vurguluyor. Bilim insanlarına göre, korunan alan sınırlarının yeniden değerlendirilmesi ve bu mikrosığınakların koruma planlarına dahil edilmesi, türlerin uzun vadeli yaşamını sürdürebilmesi açısından büyük önem taşıyor.

Orman yangınları görünmeyen yaşam alanlarını da yok ediyor
Dr. Yasin İlemin, Akdeniz Havzası’nda artan sıcaklıklar ve kuraklığın orman yangınlarını daha sık ve daha şiddetli hale getirdiğini belirtti. Özellikle 2021 yılında Güneybatı Anadolu’da yaşanan büyük yangınların, Likya semenderlerinin bağımlı olduğu hassas yaşam alanlarını önemli ölçüde etkilediğini ifade etti. Araştırmaya göre yangınlar yalnızca ağaç örtüsünü ortadan kaldırmıyor. Semenderlerin yaz aylarında sığındığı kaya yarıkları, nemli toprak katmanları, kaya kümeleri, çürümüş odunlar ile pınar ve sızıntı suyu çevresindeki serin mikrohabitatlar da büyük zarar görüyor. Yangın sonrasında uygulanan derin toprak işleme, kayaların kaldırılması ve yanmış odunların tamamen temizlenmesi ise hayatta kalabilen son yaşam alanlarını da ortadan kaldırabiliyor.

Yangın sonrası doğru uygulamalar türlerin geleceğini belirleyecek
Araştırmacılar, yangın sonrası müdahalelerde doğal gençleştirmenin öncelikli yöntem olarak benimsenmesini öneriyor. Ayrıca yanmış kütüklerin ve kaya yapılarının korunması, pınarlar ile kayalık alanların çevresinde 30 ila 50 metrelik koruma kuşakları oluşturulması ve serin-nemli habitatlar arasındaki doğal bağlantının sürdürülmesi gerektiği vurgulanıyor. Dr. Yasin İlemin, endemik türlerin korunmasının yalnızca iklim değişikliğiyle mücadeleye bağlı olmadığını belirterek, “Ormanları yangın sonrasında nasıl yönettiğimiz de en az iklim kadar belirleyici. Bazen küçük ve nemli bir kaya yarığı, Likya semenderleri için yaşamla yok oluş arasındaki son sığınak olabiliyor” ifadelerini kullandı.
Likya semenderi nedir ve nerelerde yaşar?
Likya semenderi, kuyruklu kurbağalar takımında ve semendergiller ailesinde yer alan Lyciasalamandra cinsine verilen ortak ad olarak biliniyor. Bir sürüngen değil, yaşamının büyük bölümünü karada geçiren bir amfibi olan bu canlılar, ağırlıklı olarak Türkiye’nin güneybatı kıyıları ile yakın Ege adalarında görülüyor. Cins içinde bilimsel olarak tanımlanmış yedi tür bulunuyor.
Serin, nemli ve kayalık alanlara ihtiyaç duyan Likya semenderleri; makiliklerde, çam ormanlarında, kireç taşı oluşumlarında ve kaya yarıklarında yaşayabiliyor. Sıcak ve kurak dönemlerde yüzeyden çekilen türler, nemini koruyan taş altları, toprak boşlukları ve çürümüş odunlar gibi küçük sığınaklardan yararlanıyor. Bazı türler özellikle serin ve yağışlı kış aylarında daha hareketli hale geliyor. Marmaris semenderi üzerine yapılan çalışmalar da kayalık alanlar ile orman ve maki habitatlarının türün yaşamında belirleyici olduğunu gösteriyor.
Likya semenderlerini diğer birçok amfibiden ayıran özelliklerden biri de canlı doğurmaları. Bu türlerin yayılış alanlarının oldukça dar olması, yerel bir orman yangını, taş ocağı faaliyeti veya habitat değişikliğinin tüm bir popülasyonu etkileyebilmesi anlamına geliyor. Bu nedenle yalnızca orman örtüsünün değil, türlerin saklandığı küçük ve nemli mikrohabitatların da korunması gerekiyor.
Muhabir: Kadir Tamer






